http://www.sparklee.com - glitter text

Kendi elemeklerim... elisidiyari.blogcu.com - Blogcu


Kendi elemeklerim... elisidiyari.blogcu.com

17/7/2008 - DANTEL ÖRNEĞİ

Kategori: Dantel
Uzun bir aradan sonra yeni bir dantel örneği ile döndüm arkadaşlar. Kolay gelsin...






0 YorumYorum yaz!Bağlantı

28/5/2008 - YUMURTADAN HARİKA TASARIMLAR

Kategori: Yazi_Siir

Yumurtanın bilinmeyen özelliklerini sizlerle paylaşmak istedim . Harika görüntüler bunlar. Çok büyük sabır ve emek gerektiren çalışmalar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

4 YorumYorum yaz!Bağlantı

5/5/2008 - ÜZÜMLÜ BUZDOLABI ÖRNEĞİ

Kategori: Dantel

Sitemi ziyaret eden yağmur arkadaşım üzümlü buzdolabı örneğini tekrar yayınlamamı istemiş. 22/7/2007 tarihinde yayınlamıştım üzümlü buzdolabı örneğini. Aşağıdaki linkten ulaşabilirsin arkadaşım..

 

http://elisidiyari.blogcu.com/3676741/

 

 

Kolay gelsin...

 

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

22/4/2008 - HÜZÜN GÜNLERİ

Kategori: Yazi_Siir

HÜZÜN GÜNLERİ

Hani! Söz vermiştik Alêm-i Ervahta.

‘Belâ’ demiştik ‘Elestübirabbiküm’ suâline.

Yaratıcı, rızık verici ve yegane kanun koyucu olarak, Allah’tan başka ilâh,

Önder olarak ta O’nun Resul’ünden başkasını tanımayacaktık.

Hani söz vermiştik..!

Hani! Söz vermiştik Erkam’ın evinde.

Hangi şart ve ortamda olursa olsun,

İ’la yı Kelimetullah misyonunu yürütecek,

musibetlerden yılmayacak, hiçbir tehditten korkmayacak,

gerekirse ölümlerin en güzeline talip olacaktık.

Hani! Söz vermiştik Akabe Tepesinde.

Doğru olan herşeyde Resul’e itaat edecektik.

Rabbani davayı elden ele, gönülden gönüle,

balçıkla sıvanmayan Hakikat Güneşini,

cihatsız ve şehâdetsiz bırakarak lekelemeyecektik.

Hani! Söz vemiştik Medine’de.

Hani söz vermiştik..!

Dünya kardeşliğinin en güzel teşekkül etmeye başladığı Medine’de.

Kıyamete kadar, tüm müslümanlar kardeş olacaktı.

Ve bizler, ve bizler…

‘Muhakkak ki müminler kardeştir.’ Ferman-ı İlâhisine gönülden bağlanacak,

Vücudun azâları gibi birbirimizin derdi ile dertlenip, sevinçlerimize ortak olacak,

‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir.’ düsturuna,

evrensel komşuluk bildirisine, kardeşliğin en ateşi olarak bakacaktık.

Hani! Söz vermiştik Rıdvan’da.

Başımızı tutamayan ellerimizi kökünden kurutacaktık.

Nemlenmemiş bir gözü, yara almamış, çile çekmemiş bir bedeni,

Mevlâya sunmayacaktık.

Mücadelesiz ve vuslata özlemsiz geçen bir günü, yaşanmamış kabul edip,

doğarken nişanlandığımız ölümle,

cihad masasında, şehâdet gömleğini giyerek,

nikâhlanacağımız günün hasreti ile yanıp tutuşacaktık.

Hani söz vermiştik..!

Ayaklarımızı vura vura Mekke’ye girerken,

dinime, namusuma göz diken zalimler tekrar işbaşına gelirse,

mukaddes beldelere ebreheler tekrar saldırırsa,

biz de kanatlanıp uçacak,

Mevlamızın ebâbil kuşları olmaya talip olacaktık.

Hani! Söz vermiştik Veda Haccı’nda Resulullah’a.

Cahiliye adetlerini bir daha diriltmemek üzere kökünden kurutacaktık.

miras bırakılan emanetlere sımsıkı sarılacak,

Ahkâm-ı Kur’âniyeyi tüm dünyaya hâkim kılacaktık.

Ahde vefâ gösteremedik Allahım.

Zihinlerdeki hatırasını çoktan silmiştik.

Şehâdet mi...?

Çok uzaktı bizden, tanımıyorduk onu.

Sözlüklerimizden bile çıkarmıştık.

Çile çekmeye yanaşmadık.

Öyle eğildik, öyle eğildik ki…

Doğrulacak ne bir belimiz, kaldıracak ne bir başımız kaldı.

Utanıyoruz Allahım…

Nemlenmemiş bir gözle, yara almamış bir bedenle huzuruna varmaya utanıyoruz.

Ahde vefâ gösteremedik Allahım.

Bunu biliyoruz…

Ama şunu da biliyoruz ki…

Rahmet deryanda ufacık bir damlayız.

Yüzümüz yerde ama..!

AFFET ALLAHIM..! AFFET…

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

3/4/2008 - AĞLAYAN SECCADE

Kategori: Yazi_Siir

                                  AĞLAYAN SECCADE

 

Uyku; bir çeşit ölüm halidir faniye, ta ki uyanana kadar. Uyanıklık yaşamakla alakalı, yeni bir gün yeni bir doğuş ve belki yeni bir umut eksiği olana, bilene.

Yine böyle bir uyku hali anlatacağımız. Gün ışımamış sabah yakındır.

Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştı. Bir iniltiyle uyandı adam. Etraf halen karanlıktı. İniltiyi rüya gördüğüne yordu. Dudakları susuzluktan çatlıyordu, öyle susamıştı. Işıkları yakmadan mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü. Tam uyumak üzereyken, aynı inleme sesi tekrar kulaklarını tırmalamaya başladı. Ama rüyamıydı uyanık mıydı farkında değildi. Sesin geldiği yöne doğruldu. O an rüyada olduğuna iyice emin oldu. Çünkü duyduğu sesin sahibi evin tek seccadesiydi.

Adam şaşırdı ve korkulu bir sesle

- İnleyen sen miydin?

- Evet dedi seccade

- Niçin ağlıyorsun?

Seccade yine içe işleyen bir sesle:

 - Seni uykundan uyandıran susuzluğunu, doyuncaya kadar, su içerek giderdin. Oysa benim susuzluğumu giderecek kimsem yok!

- Nasıl susarsın, sen canlı bile değilsin dedi adam

Seccade:

 - Benim ihtiyacımda bir nevi sudur ama içtiğin değil. Benim susuzluğumu ancak tövbekar kulların gözyaşları giderir.

- Anlamadım, dedi adam meraklı gözlerle seccadeye.

- Ağlarım çünkü ALLAH'ın kulları; kabrinin aydınlığa ulaşmasını, karanlıklarda kalmamayı, o kutlu günde aydın olmayı isterler. İsterler de bu vakitte kalkıp iki rekat teheccüt namazı kılmazlar. Hep bakarım sana, bir günde kalkıp şükür için iki rekat namaz kılmazsın.

- Beni rahat bırak deyip döndü adam.

Seccade devam etti.

- Ey ALLAH’ın kulu; bak işte sabah namazının vakti geldi. Ezanlar; namaz uykudan hayırlıdır diye sesleniyor. Ah sabah namazı , ah bu sabah namazı !

Namazlar arasında müstesnadır. Hem kalbe hem de ruha hayat veren bir iksirdir o . Yetmiyor mu ? Gece gündüz dünya için koşuşturduğun , Aziz ve Kahhar olan ALLAH’ın çağrısına neden icabet etmezsin!!!

 Adam iyice sıkılarak:

- Ey seccadem, beni rahat bırak. Gündüz yeterince yoruluyorum, biraz daha uyuyayım deyip yatağın sıcaklığına bıraktı kendini.

- Seccade yılmadan adamı uyarmaya ve uyutmamaya uğraşıyordu.

- Demek ki sen dünyaya ahiretten daha çok önem veriyorsun.

 Adam iyice öfkelendi:

- Yeter artık lütfen konuşma diye bağırdı.

Seccade bu çıkışın karşısında önce sustu. Daha sonra sesini iyice alçaltarak ;

- Ah o fecir vaktindeki adamlar, ah o fecir vaktindeki adamlar dedi. Sen O nurlu peygamberin bu vakit için neler söylediğini bilmez misin? Her kim ki güneş doğmadan ve batmadan evvel namazlarını eda ederse ateşe girmeyecek ve yine O güzel insan Kim şu iki namazı (sabah - ikindi veya sabah - yatsı) kılarsa cennete gider. Ve nihayet Münafıklara en ağır gelen namaz sabah ve yatsı namazıdır. Onlar ki o iki namazdaki ecri bilselerdi sürüne sürüne giderlerdi. Bunun üzerine adam yatağından doğrulup;

- Haklısın sabah namazı gerçekten önemli dedi.

Seccade:

-  Öyleyse kalk ve namaz kıl dedi.

- Yarın İNŞALLAH, mutlaka kalkacağım ama bugün çok yorgunum, dedi adam.

Seccade son bir ümitle ;

Bu andan sonra adamda tek kelime duyulmadı. Seccade de bir süre sessiz kaldı. Adam uykuya devam etti.

Ama heyhat!.. Adam ömründeki en uzun uykuya dalmıştı bile. Seccadenin son sözlerini duyamadı. O an seccade adamın öldüğünü anlayınca kısık bir sesle şunları söylüyordu.

 

- Ey tövbesini yarına erteleyen, bilir misin yarına çıkabileceğini !!!

 

Ölüm pusuda hep, biz dünya için günah işlerken. Süresi de kısıtlı. Gün gelip çatar, farkında olmadan.

VE KİM BİLİR BELKİ BUGÜN DE SENİN SON GÜNÜNDÜR...!

 

4 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->
Generate Your Own Glitter Graphics @ GlitterYourWay.com - Image hosted by ImageShack.us

Hakkımda

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

KATEGORİLER

  • Boyama
  • Citi ve Oya
  • Dantel
  • Orgu
  • Yazi_Siir
  • Yemek
  • ARKADAŞLARIM

     

    MESAJ PANOSU


     

    SON DAKİKA HABERLERİ

     

     

    Esmaul Husna
    sitene ekle

     

     

    GÜNCEL

     

     

    ARAMA

    Google

    Web elisidiyari

     

    KİM NEREDEN

     

    ÜLKEMİZİ TANIYALIM